astım hastalarına halı
22 Ağustos 2010 Yazan berkut korkmaz
Kategori Sağlık
toz ve tehlikeli partikülleri standart halılara göre 4 kat fazla yakalama özelliğine sahip halı üretildi
Firmanın Türkiye Genel Yetkilisi Petra’nın Direktörü Ziya Başıbüyük, halının, kalitesiz kapalı mekan havasından dolayı en çok riskte olan ve dünyada sayılarının 300 milyona ulaştığı tahmin edilen astım hastalarını sevindireceğini söyledi.
Astım hastaları için çevrede alerjik reaksiyona yol açabilecek veya hava yollarını tahriş edebilecek madde ve partikülleri solumanın tehlike oluşturduğunu ifade eden Başıbüyük, halının küçük boyuttaki tehlikeli partikülleri, herhangi kimyasal kullanmadan, tamamen mekanik şekilde yakalamak ve tutmak üzere tasarlandığını bildirdi.
SÜPÜRGEYE AKTARILAN TOZ ORANI YÜZDE 80 FAZLA
Halının tehlikeli partikülleri yakalayıp hareketsizleştirdiğini, potansiyel olarak zararlı ve alerji yapan bu partiküllerin yaygınlığını azalttığını belirten Başıbüyük, halının ince tozu yakalama ve tutmada sert döşemeden 10 kat, standart halıdan 4 kat daha etkili olduğunu ifade etti.
Başıbüyük, 50×50 santimetre ölçülerinde karo olarak üretilen halının, elektrikli süpürgeyle temizlenmesinde standart halıyla kıyaslandığında yakalanan ve süpürgeye aktarılabilen toz oranının ise yüzde 80 daha fazla olduğunu dile getirdi.
Halının özellikle büyük miktarda insan trafiğine sahip okul, ofis ve hastane gibi mekanlarda toz partikülleri toplama özelliği sayesinde bulaşıcı mikropların dolaşımını da engellediğini anlatan Başıbüyük, şöyle devam etti:
”Günümüz şehir hayatı ve insan sağlığı düşünüldüğünde bu halı, iç mekan hava kalitesini iyileştirmede son teknolojinin bizlere sunduğu, ileriye doğru atılan en önemli adımlardan biridir. Antibakteriyel özelliğe sahip halı, ayrıca iç mekandaki ısı kaybını da diğer zemin malzemelerine kıyasla düşürüyor. Bu yönüyle de enerji tüketimini azaltarak çevreye katkıda bulunuyor.”
Halının kullanım ömrü tamamlanıp ham maddelerine ayrıştırılmasından sonra yeniden dönüştürülmüş ham maddeler sayesinde tekrar üretilebildiğini vurgulayan Başıbüyük, ”Böylece bakir dünya kaynaklarını kullanmak yerine hali hazırda kullanılmış kaynaklar, hep aynı iş için tekrar tekrar kullanılıyor. Bu da üst düzey geri dönüşüm zinciridir ve doğal kaynakların korunması açısından son derece önemlidir” dedi.
AA
![sesli, seslibal, seslibal.com, seslichat, seslisohbet, seslimuhabbet,kameralısohbet,[1]](http://www.seslibal.com/wp-content/uploads/2010/08/sesli-seslibal-seslibal.com-seslichat-seslisohbet-seslimuhabbetkameralısohbet1.jpg)
evleniyoruz, sağlıklıyız,
21 Ağustos 2010 Yazan berkut korkmaz
Kategori Sağlık
Chicago Üniversitesi’nin araştırmasına göre evlililer ve uzun süreli ilişkisi olanlar yalnızlara oranla stresle daha iyi baş ediyor. Uzmanlar “Romantizm stresi büyük ölçüde azaltıyor” diyor.
Bel ağrısından kurtul
16 Ağustos 2010 Yazan berkut korkmaz
Kategori Sağlık
__ uzmanlardan omurganızı sağlam tutacak öneriler__
Ayağınızla kaldırın: Ağrı ve sakatlanma şikayetlerinin büyük bölümünün beli zorlayıcı kaldırma hareketlerinden kaynaklandığı görülmektedir. Yerden birşey alırken, ister 10 kiloluk dumbbell isterse iki çift çorap alın, belinizi bükerek değil, dizlerinizi kırıp kalçanızla yere çömelerek almayı alışkanlık edinin. Kaldıracağınız yükün ağırlık derecesine gore bacağınızla destek alarak kaldırın. Kaldırdığınız nesneyi mümkün olduğu kadar kendinize yakın seviyede tutmaya çalışarak omurganıza uygulanan kuvveti minumuma indirin.
Core bölgenizi güçlendirin: Birçok kişi core bölgesinin sadece karın kaslarından oluştuğunu düşünse de aslında bu bölge sırt kısmı da dahil olmak üzere vücudun komple orta bölgesini kapsar. Core bölgesini güçlendirmek için alt karın kaslarınızı çalıştırmayı deneyin. Yere sırt üstü uzanın ve dizlerinizi düz pozisyonda tutarak ayaklarınızı kaldırın ve vücudunuzla 90 derecelik bir açı yakalayın. Bunu yaparken ayağınızı ya da kalçanızı değil alt karın kaslarınızı kullanarak yapmaya çalışın. Daha sonra başlangıç pozisyonunuza geri dönün. Daha gelişmiş bir deneyim için spor salonunuzdaki Leg Raise ekipmanını kullanabilirsiniz.
Uykunuza dikkat edin: Uyku pozisyonunuz bel sağlığınız için hayati önem taşıyor. Uzmanlar omurgaya dost uyku pozisyonunu sırt üstü için dizleri hafif havada tutacak şekilde alttan yorgan ve ya yastık destekli olarak görüyor. Yan pozisyon için ise dizler hafif bükülmüş şekilde(daha rahat pozisyon için dizler arasına küçük bir yastık konulabilir.) Dümdüz pozisyonda yatmaktan her zaman kaçının. Bu omurganıza baskıya neden olur.
ramazanda, tavuk yemenin faydası
15 Ağustos 2010 Yazan berkut korkmaz
Kategori Genel, Sağlık
Ramazanda tavuk yiyin!!
Prof. Dr. Yücecan, yaptığı yazılı açıklamada, tavuk etindeki proteinin, kaliteli protein kaynağı olduğunu belirterek, iftarda ağır hamur işi yiyecekler, kızartmalar, baklavalar yerine çorba, haşlanmış, ızgara veya fırında pişirilmiş et, tavuk veya hindi eti, sebze yemekleri, bol salata ve meyve yenilebileceğini ifade etti.
Yücecan, şu bilgileri verdi:
”Optimal beslenme önerilerinde önemli yeri olan tavuk eti, besin öğeleri açısından değerlendirildiğinde, dana ve koyun etinden daha düşük kalori sağlar, daha düşük yağ, daha düşük doymuş yağ ve daha az kolesterol içerir. Bu etlerin içerdiği proteinin çoğunluğu vücut proteinine dönüşebilir ve sindirilebilirliği yüzde 91-100’dür. Bu nedenle bu etlerin proteini iyi kaliteli protein kaynağı olarak nitelendirilir.
sağlığınız, için altın tavsiyeler,
08 Ağustos 2010 Yazan berkut korkmaz
Kategori Genel, Sağlık
işte altın öğütler uzmanlardan!!
-İşte Uzmanların sağlıklı yaşama tavsiyeleri-
- Suyu seviniz. Güne iki bardak su içerek başlayıp, gün boyunca 2-2,5 litre su tüketmeye çalışınız.
-Her sebze ve meyveyi mevsiminde en az iki defa tüketiniz. Hasta olmasanız bile, şifalı bitkileri kullanarak vücut direncinizi (bağışıklık sistemi) kuvvetli tutunuz.
- Evinizde kurutulmuş nane, ıhlamur, adaçayı, kekik, kuşburnu, fesleğen, keten tohumu, zencefil, çörekotu, günlük, yeşil çay ile soğan ve sarımsağı her zaman bulundurunuz. Her gün bunlardan en az birini kullanmaya çalışınız. Bunlar vücudunuzun koruyucu şövalyeleridir.
-Sarımsak, soğan, tere, maydanoz, nane, dereotu, roka, fesleğen türü yeşillikleri fazla tüketiniz. Bunlar vücudunuzun yakın korumalarıdır.
-Salatanızı mümkün olduğu kadar çok çeşitten oluşturunuz.
-Hazır çorbalar yerine kendi yaptığınız çorbaları tercih ediniz. Gıdanın en doğalını elde etmiş olursunuz.
-Kış için ev yapımı domates salçasını tercih ediniz. Domates doğanın bize armağanı harika bir antioksidandır. - Katkı maddeleri içeren gıdaları, mevsim dışı sebze ve meyveleri fazla tüketmeyiniz. Bünyenizi fazla dinamitlememiş olursunuz.
- Yılda dört kez, on beş gün hiç et tüketilmemesi yararlıdır.
-Günlük 3-4 adet badem, ceviz ve fındık almanız sizi her daim kuvvetli kılar.
- Haftada en az 2 kez bakliyat ve balık tüketmeğe çalışınız.
- Sıcak yemekler için toprak, çelik ve cam kapları tercih ediniz.
-Kış aylarında tulum peyniri, portakal, limon, greyfurt, mandalina ve kuşburnu tüketimini artırınız.
-Kışın dışarıda işleriniz yoğun ise; güne pekmez içerek başlayınız. Bu uygulama vücudunuzun antifrizidir.
- Zihinsel çalışıyorsanız kuru üzüm yiyiniz. Beyniniz enerjisiz kalmasın.
- Ekmek tercihinizi kepekliden yana kullanınız. Bağırsaklar kepekli tam posalarla tanışsın.
- Her sabah 20 dakika derin nefes alıp verme çalışması yapılması, her nefes alımlarında 4-5 saniye nefesin içimizde tutulması çok yararlıdır. Doğru nefes aldığın kadar hafiflersin.
- Sabahları ofis ve evinizi 5 dakika tam havalandırarak maksimum düzeyde oksijen, günlük 30 dakika tempolu yürümekle de tüm organlarınızı kazanırsınız.
- Gülmeyi hiç ertelemeyiniz. Ruhunuzun en iyi ilaçlarındandır.
- Gece uyku ortamının karanlık olması, yorgunluk durumlarında ise öğleyin kısa süreli uykular iyidir. Vücudumuzdaki pek çok restorasyon işlemi gece,kısa süreli uykularda da günlük tamiratlar yapılmaktadır.
- Fırsat buldukça toprağa çıplak ayakla basınız. Tüm olumsuzluklarınız toprağa geçer.
- Her gün 5 dakika gözlerinizi kapatıp hiçbir şey düşünmemeyi öğreniniz. Bu sizin yeniden doğumunuz gibidir.
-Yaşamınız boyunca, vücudunuzu çok kötü üşütmemeye çalışınız.
- Kahvaltı masanızda balı her daim bulundurunuz. Bin bir çiçeğin özütüdür o.
-Yağ tercihinizi genelde zeytinyağından tarafa kullanınız. Vücudunuz hep bunu bekler.
- Kahvaltının mutlaka tam yapılması, öğle öğününün orta, akşam öğününün de hafif alınması her daim iyidir.
-Tuz ve şekeri bünyenize ölçülü alınız. Bunların azı karar fazlası hep zarardır.
- Margarinleri fazla kullanmamak cildinize, kalbinize ve damarlarınıza verdiğiniz en büyük ödüldür.
-Günlük bir elma ve bir havucun bünyenizde harikalar yarattığını unutmayınız
sesli, sohbet, sitemiz, seslibal.com, uzun ömürlü sağlıklı, yaşam tatmanızı temenni eder..
NıRWáNá_______
çocuklar, ishal olmasın
26 Temmuz 2010 Yazan berkut korkmaz
Kategori Genel, Sağlık
uzmanlar, yaz aylarında artan ishal vakalarına karşı anne ve babaları uyardı
Yozgat Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yavuz İrişti, ishalde önlem alınmadığı sürece ölüme varan sonuçlar yaşanabileceğini ifade etti.
Dr. Yavuz İrişti, “İshalin asıl nedeni, mikroplu gıdaların ağız yoluyla vücuda girmesi ve yediğimiz meyve ve sebzelerin iyi yıkanmadığından ishal olabilir. Aşırı sıcaklarda mikroplar kolaylıkla çoğaldığı için tüketilen gıdalar çabuk bozulmakta, dolayısıyla ishal olasılığı artmaktadır. Bu nedenle tüketilen gıdalar uygun koşullarda saklanmalı, sıcakta bekleyen besinler tüketilmemelidir.” dedi.
İshal olan çocuklara bol sıvı verilmesi gerektiğini belirten Dr. İrişti, böyle bir durumda, eğer bebeğe anne sütü veriliyorsa, bebeğin daha çok emzirilmesi gerektiğini belirtti. İrişti, ayrıca, çocuklara hazır su veya kaynatılmış verilmelidir. Elma ve şeftali suyu ya da püresi, muz, haşlanmış patates, yoğurt ve ayran gibi besinlerin ishal olan çocuğa yedirilmesi gereğine dikat çekti. Dr. İrişti, şöyle dedi:
“Çünkü ishal olan çocuklarda büyük oranda sıvı kaybı olur. Bu da halsizlik, ateşlenme ve bulantıya neden olur. Biz ishal vakası olarak gelen çocuklarımıza ilk önce kan tahlili ve kültür tahlili yaparak tedavi yöntemini uyguluyoruz. İshali, bir nevi bağırsak gribi olarak da algılayabiliriz. Bağırsak düzenleyicisi olarak biz bol sıvı tüketilmesini öneriyoruz. Antibiyotik ilaçların, ishali geçirmede pek etkisi olmaz. Bu yüzden biz pek antibiyotik tavsiye etmiyoruz ama yine de ishalin derecesine göre yazdığımız da oluyor. Bizim anne ve babalara önerimiz, çocuklarında ishali fark ettikleri anda hastanemize ya da sağlık kuruluşlarına tedavi için mutlaka götürmelerini istiyoruz.”
CİHAN
kalp krizi tükürükten teşhis ediliyor
25 Temmuz 2010 Yazan berkut korkmaz
Kategori Genel, Sağlık
John T. McDevitt, ABD-Türkiye İleri Araştırmalar Enstitüsü’nün Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Adrasan beldesinde, 15-22 Temmuz tarihleri arasında düzenlediği ”Global Sağlıkta Fırsatlar ve Zorluklar” konulu forumda, ani kalp krizlerinden ölümleri engellemek için arkadaşlarıyla geliştirdikleri basit tükürük testi ile ilgili klinik araştırmanın sonuçlarını açıkladı.
ABD’deki Rice Üniversitesi’nde çalışan Prof. Dr. McDevitt, kalp hastalıklarının dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını hatırlatarak, kalp ve damar hastalıklarının küresel bir sorun olduğunu söyledi.
Buradan hareketle yaklaşık iki saatte sonuç veren kan testi yerine bir kişinin kalp krizi geçirip geçirmediğini daha kısa sürede belirleyecek basit bir test geliştirmek için yola çıktıklarını anlatan McDevitt, klinik çalışmalarda sona yaklaştıklarını kaydetti.
Tükürükteki proteinlerin muhtemel kalp krizlerinin hızlı bir şekilde sınıflandırılmasına yardımcı olduğunu vurgulayan McDevitt, geliştirdikleri basit tükürük testinin ani kalp krizini teşhis ettiğini bildirdi.
Araştırmalarının beş yıldır sürdüğünü belirten McDevitt, tükürük testinin, krizin hızla teşhisine yardımcı olacağını, bu şekilde hastalar kan testi ile zaman kaybetmeyeceği için kalp dokusunun daha az zarar göreceğini dile getirdi.
Kalp krizi riskinin sahada belirlenmesinin önemine dikkati çeken McDevitt, bu basit testin hasta henüz ambulanstayken uygulanabileceğini söyledi.
Hasta acil servise ulaştırıldığında kalp krizi teşhisiyle ilgili bilginin de doktorlara ulaşmış olacağını vurgulayan McDevitt, kan testine gerek kalmayacağını kaydetti.
Tükürük testinin 588 hasta üzerinde uygulandığını ifade eden McDevitt, testin elektrokardiyografiyle (EKG) uygunluk içinde kullanılmasının planlandığını kaydetti.
Araştırmanın 18 ayda tamamlanacağını ifade eden McDevitt, testin iki yıl içinde satışa sunulacağını sözlerine ekledi.
sesli, bal, com,
yüzmek doğumu kolaylaştırıyor
24 Temmuz 2010 Yazan berkut korkmaz
Kategori Sağlık
kasları sıklaştırması nedeniyle doğum kolaylaşıyor
Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vücudun susuz kalmasının, hamilelerde erken doğuma neden olabildiğini belirten Isparta İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Süleyman Önal, hamilelerin sıcak havanın etkisiyle bazı sağlık sorunları ile karşılaşabileceğini söyledi. Hamilelerde giyim, spor ve beslenmeye yönelik önlemlerle, sıcak havanın olumsuz etkisinin azaltılabileceğini ifade eden Önal, “Sıcak havanın etkisiyle vücudun susuz kalması, rahimde kasılmalara, kasılmalar doğum sancılarına ve erken doğuma neden olabiliyor
yorgunluğunuzu azaltmanın yolları
22 Temmuz 2010 Yazan berkut korkmaz
Kategori Sağlık
aile yaşamını ve sosyal ilişkileri olumsuz etkileyen yorgunlukla başa çıkabilme yolları:
seslibal.com, sesli, seslichat amerikan, hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr.Sunay Sandıkçı genel güçsüzlük, çabuk yorulma ve konsantrasyon güçlüğü olarak ifade edilen yorgunluk, çok sık rastlanan bir semptomdur. İş performansını, aile yaşamını ve sosyal ilişkileri olumsuz etkidiğini belirtti.
En sık nedenler aşırı egzersiz, uyku bozukluğu, beslenme yetersizliği, kondüsyon eksikliği, üst solunum yolu enfeksiyonları, kansızlık, tiroid hastalıkları (tiroidin az veya çok çalışması) akciğer hastalıkları, ilaçlar, viral hastalıklar, kanser ve depresyondur. İlaçlar, özellikle de sakinleştiriciler, depresyon, allerji ve tansiyon ilaçları, kas gevşeticiler ve pek çok antibiyotik yorgunluğa neden olabilir. Altı aydan uzun sürmesi halinde kronik yorgunluktan bahsedilir.
Kronik yorgunluğu olan olguların 2/3’ünden psikiyatrik hastalıklar, özellikle de depresyon(%58), panik bozukluk(%14) ve somatizasyon bozukluğu(%10) sorumludur. Kronik yorgunluğun %10’undan azını “kronik yorgunluk sendromu” oluşturur ki; bu durumda tıbben açıklanamamış mental ve fiziksel yorgunluk hali ile birlikte uykuda dinlenememe, konsantrasyon güçlüğü ve grip benzeri semptomlar( baş ağrısı, kas ağrısı, eklem ağrısı, boğaz ağrısı, halsizlik) mevcuttur. Kronik yorgunluk sendromu, çoktan beri bilinen, eskiden nevrasteni dediğimiz, fizik inceleme ve laboratuvar tetkiklerinde anormallik olmasa da gerçek bir hastalıktır. Fiziksel, mental veya duygusal aşırı yükün oluşturduğu stresi tolere edememe, stresle başedememe söz konusudur. Etyolojisinde pekçok faktörün rolü olduğu biliniyor.
İnfeksiyonlar, fizik travma, depresyon, uyku bozuklukları, bağışıklık sisteminde bozukluk, endokrin ve metabolik bozukluk ve kişiliğin rolü var. Kadınlarda, eğitim düzeyi ve mesleki statüsü düşük olanlarda ve genç-orta yaş grununda daha fazladır. Sürekli veya tekrarlayıcı yorgunluğu olanlarda fizik muayene ve rutin testler normalse akla gelmelidir.
Kronik yorgunluğun değerlendirilmesinde öykü çok önemli. Fizik muayene ve laboratuvar testleri destekleyici veri sağlar. Öyküde yorgunluğun başlangıcı, seyri, süresi, günlük paterni, azaltan veya artıran faktörler, günlük yaşantıya etkisi, uyku miktarı, düzeni ve kalitesi, uykunun semptomları iyileştirip iyileştirmediği sorgulanmalı, kullanılan reçeteli ve reçetesiz ilaçların doz ve şemaları gözden geçirilmeli, organik hastalıklar yönünden karekteristik diğer belirtiler sorgulanmalıdır.
Egzersiz-uyku-beslenme arasındaki dengesizlikten olan fizyolojik yorgunlukta altta yatan tıbbi bir sorun yoktur ve dinlenmekle düzelir. Organ hastalığına bağlı yorgunluk, genellikle aktivite ile ortaya çıkar. Depresyonda, kişi genel olarak hiçbirşey yapamayacağını tanımlar. Kronik yorgunluk sendromunda ise yorgunluğun egzersizle ilgisi yoktur, istirahatle de geçmez.
Laboratuvar testleri, öykü ve fizik muayene spesifik hastalığı düşündürmedikçe sınırlı olmalı. Tam kan sayımı, sedimantasyon, kan şekeri, karaciğer ve böbrek fonksiyonları, elektrolitler, TSH, tam idrar tetkiki, ağrı veya kas zayıflığı varsa kreatinin kinaz bakılmalı. Öykü ve fizik muayenede pozitif bulgu olmadan yapılan ayrıntılı testlerin tanıda değeri az. Örneğin bir çalışmada ana yakınması en az 1 aydır yorgunluk olan 100 erişkin hastada laboratuvar testleri tedaviyi sadece %5 hastada etkilemiştir.
Tedavi kişiye göre düzenlenmeli.
•Fizyolojik yorgunlukta yeterli (erişkinler için geceleri 7-8 saat)ve iyi uyku önemli.
Uyku hijyeni için genel öneriler:
- sabahları kalkış saatlerinizi düzenleyin
- ögleden sonra aktivitenizi artırın
- akşamları veya yatmadan önce egzersiz yapmayın
- gündüzleri bol ışıklı ortamda bulunun
- yatmadan önceki 2 saat içinde ılık duş alın
- akşamları kafein, nikotin, alkol, fazla yemek ve içecekten sakının
- yatak odanızı sadece uyumak için kullanın
- yatarken ışığı ve televizyonu kapatın
•Düzenli egzersiz, enerji düzeyini artırır ve neden ne olursa olsun yorgunluğu azaltır. Düzenli orta düzeyde aerobik egzersizin (haftanın çoğu günü 30 dakika yürüyüş veya eşdeğeri) hastalıkla ilgili yorgunluğu istirahatten daha etkin olarak azalttığı gösterilmiştir.
•Depresyonu olanlarda antidepresif ilaç tedavisi önerilir. Antidepresanlar yorgunluğu artırabilmesine rağmen 6-8 hafta kullanmadan kesilmemeli. Egzersizle kombine edildiğinde ise sonuçlar daha iyi.
•Kahvenin uyarıcı etkisi var ve geçici olarak performansı artırır.
•Kronik yorgunluk sendromunda 2 yaklaşımın (bilişsel davranıs terapisi ve kademeli egzersiz tedavisi) faydası kanıtlandı. Bilişsel davranış terapisi, iyileşmeyi geciktirecek inanç ve davranışlarını değiştirmeye yönelik olarak seanslar halinde düzenlenir. Düzeyi giderek artırılan egzersiz tedavisi yorgunluğu azaltır. Olguların yaklaşık %40-50!sinde bu tedavilerle yorgunluk azalmakta. Gerek klinik deneyimler, gerek araştırmalar, kronik yorgunluk sendromu tedavisinin güç olduğunu göstermektedir.
9 milyon çocuk ölüme koşuyor
20 Temmuz 2010 Yazan berkut korkmaz
Kategori Genel, Sağlık
Hizmet-İş sendikasının, Dünya Sağlık Örgütü verilerinden derlediği rakamlara göre dünyada 9 milyon çocuk tedavi edilemediği ve ilaç sıkıntısından dolayı ölümle yüz yüze kalıyor.
Hizmet İş’in üç ayda bir yayınlanan dergisinde BM Dünya Çocuk Fonu (UNICEF) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) araştırması yayımlandı. Buna göre, dünyada her yıl 9 milyon çocuk tedavi edilmediğinden dolayı hayatlarını kaybediyor. Çeşitli nedenlerle gerekli ilaçların ulaştırılamaması çocukların ölümüne sebep oluyor.


![seslibal, sesli, seslichat, seslisohbet,[10]](http://www.seslibal.com/wp-content/uploads/2010/08/seslibal-sesli-seslichat-seslisohbet10.jpg)
![sesli, seslichat, seslisohbet,[1]](http://www.seslibal.com/wp-content/uploads/2010/08/sesli-seslichat-seslisohbet14.jpg)
![sesli, seslichat, seslisohbet[1]](http://www.seslibal.com/wp-content/uploads/2010/08/sesli-seslichat-seslisohbet1-300x211.jpg)
![536201_detay[1]](http://www.seslibal.com/wp-content/uploads/2010/07/536201_detay1.jpg)
![seslibal.com, seslibal, sesli, seslichat, seslisohbet,[1]](http://www.seslibal.com/wp-content/uploads/2010/07/seslibal.com-seslibal-sesli-seslichat-seslisohbet1.jpg)
![seslibal.com, sesli, seslichat, seslisohbet,]jpg]](http://www.seslibal.com/wp-content/uploads/2010/07/seslibal.com-sesli-seslichat-seslisohbetjpg.jpg)